22 Eylül 2016 Perşembe

Levent Gültekin kimdir, biyografi, hayat hikayesi, daha önce nerelerde çalıştı?

Levent Gültekin, son dönemde televizyon programındaki konuşmaları ve köşe yazılarıyla ilgi çeken bir isim oldu. Aşağıdaki videoda Levent Gültekin, büyüdüğü çevreyi, gazeteciliğe nasıl başladığını, nerelerde çalıştığını, neden istifa ettiğini, düşüncelerindeki değişimi anlatıyor.






Levent Gültekin'in imc tv'de Hayko Bağdat ile yaptığı söyleşiden satırbaşlıkları şöyle:

- 18 YAŞINA kadar memlekette (Kars) kaldım. Her işi yaptım. Hamallık yaptım, ayakkabı boyacılığı yaptım, at arabası ile yük taşıdım, kahvede-markette çalıştım. Okul açılacağı zaman babam "Okul karın doyurmaz" derdi. En az 2-3 hafta geç okula giderdik, çünkü tarla var, işler var.

- İSTANBUL'A daha sınavı kazanmadan geldim, memlekette durum ne yapacaksın ki? Hiçbir iş yok. Düş teknisyenliği okudum, sonra kamu yönetimine girdim. Ama okurken çalışmaya başlamıştım.

- 22-23 YAŞLARINDAYIM, bir kıza aşık oldum. Gördüm, beğendim. İslamcısın, evlenicen. Başka bir kurtuluşun yok. Öyle biz buluşalım, flört edelim, gezelim, öyle şeyler yok. Kızı araştırdım, aynı mahallede yaşadığını öğrendim. Arkadaşlara, "Kızın babasıyla konuşun, rızası varsa isteyelim" dedim. Babalar Kars'tan gelecek, baba olmaz derse boşuna gelmesinler. Arkadaşlar, adamla konuşuyor. Kızın babası MHP'li, Bayburtlu... Babası "Nereli" diye soruyor. Bizimkiler "Karslı" diye cevap veriyor. "Kürt mü?", "Valla bilmiyoruz ki Kürt mü değil mi? Biz kendi aramızda hiç böyle şeyleri konuşmayız". Babası "Sorun gelin bakalım" diyor. Arkadaşlar geldi, ben tabii heyecanla bekliyorum. "Kızın babası Kürt mü diye soruyor" dediler. Hiç unutmuyorum, 15 saniye kadar durduğumu hatırlıyorum. "Kürdüm" dedim, kızın babası da "Benim Kürt'e verecek kızım yok" dediler. Ben o gün Kürt oldum. Ben hayatım boyunca kendime Kürt demiyordum, öyle bir derdim yoktu. Oradan kendimi varetmek gibi bir derdim yoktu. Ama bir MHP'li beni Kürt yaptı.

- 18 YAŞINDAYIM, İstanbul'a gelmişim. Fethullah (Gülen) Hoca'yı görecem. "Üsküdar Yeni Cami'de vaaz veriyor" dediler. Cuma günü 11.00'de camiye gittim, girilmiyor. O kadar kalabalık. Yıl 1990... Zar zor girdim, oturdum. 2 cümle etti, ağlamaya başladı. Acık bir şey anlatsa, dramatik bir hikaye atsa tamam... Hiç alakası yok. Rastgele bir şey anlatıyor. Hüngür hüngür yaş akıyor, sağıma-soluma baktım, herkes ağlıyor. Zorluyorum, zorluyorum tek damla yaş gelmiyor. Oradan da çıktım.

Levent Gültekin gazeteciliğe nasıl başladığını anlatıyor

- İSTANBUL'DA iş arıyorum. Milli Gazete'ye gittim. Refah Partisi'nin ilçe başkanın referansıyla gittim. "Bir başvur" dediler, günümüzde asgari maaş 1300 lira, "700 lira maaş veriyoruz" dediler. Nasıl yani? Müslüman, hak-hukuk, 700 lira maaş. "Çalışmam" dedim. Vakit gazetesi kuruldu o dönem... Yeni gazete kurulacak diye sevinçten sabaha kadar uyumadım. Vakit'te sokakta gazete dağıtmaya başladım. Bir şeyi fark ettim, hiçbiri namaz kılmıyor. Yazarı, çizeri, çalışanı... Burada bir profesyonel İslamcılık var. 3 ay sonra ayrıldım.

- YENİ ŞAFAK kuruldu, oraya gittim. Yeni Şafak daha nezihti. Reklam müdürlüğü yaptım, daha genel müdür yaptılar beni. 27 yaşındaydım, genel müdürdüm. Patron bir şey yaptı, kabullenir sandı, "Hadi oradan" dedim, istifa ettim. İnanamadı. Bir ay uğraştı. Geri dönmedim. Tayyip'in (Erdoğan) yanına gittim. Durumu anlattım, "Bunlar bu köylülükten kurtulamayacaklar" dedi. Bedelli askerliğe gideceğimi söyledi. (Erdoğan) "Döndüğün zaman beraber bir iş yapalım, ben bu gazeteciliği çok seviyorum" dedi. Askerden döndüm, arkadaşlarla Gerçek Hayat dergisini çıkardık. İlk sevinçle derginin ilk prova baskısıyla Erdoğan'ın yanına gittim. Dergiyi aldı, "Hayırlı olsun" dedi. Şunu bekliyordu, dönüp onunla beraber yapcaz o işi... Kızdı tahmin ediyorum. Liderlerin öyle bir özelliği vardır, "Sen kimsin ki, bana sormadan iş yapıyorsun" diye... O son görüşmemizdir.

- 24 VE STAR'I aldılar. "Önce Tayyip'i ikna etmemiz lazım" dediler, 3 gün zor ikna ettiler. 1.5 yıl çalıştım orada, baktım başka işler dönüyor. Bir kere dertleri gazete değil, ceplerini doldurmak. Oradaki insanlara "Arkadaşlar, bizim iyi gazete yapmak, iyi televizyon kurmak gibi bir borcumuz var bu ülkeye" dedim. Bir taksi şoförü "Bu televizyon yandaş ama çok namuslu" diyebilir. Bunu dedirtebiliriz. Bunu yapmadılar, "Türkiye medyasında ilk 10 makamdan birisindesin. Maaşını al, otur oturduğun yerde" dediler. Kanala para akıyor, bir iş adamı 1 milyon gönderiyor, diğeri 500 bin lira gönderiyor. Rüşvet olarak değil, yaranmak için. Para böyle geldiği için har vurup harman savuruyorlar. İnanılmaz maaşlar havalarda uçuşuyor, kendimi katarak da söylüyorum. Ayrılmaya karar verdim, "Benim İngilizce sorunum var, benim yurt dışına gitmem lazım" dedim.

Levent Gültekin'in Cine 5 dönemi...

- İNGİLTERE'DEN döndüğüm gün, bir arkadaşım "Cine 5'in başına medya grup başkanı aranıyor, seni önerim mi?" diye sordu, ben de kabul ettim. İki gün sonra TMSF başkanı beni çağırdı. 5 dakika konuştuk, maaş filan konuşmadan telefonu kaldırıp "Levent Gültekin'i medya grup başkanı olarak atamasını yapın" dedi. Beni tanımıyor, tanısa atayamaz. Haber internet sitelerine düşünce buna bombardıman gitti. Geri adım atamadı.

- KANALA
gittim, bizim İslamcıların paralı dönemi... Bir çiftlik... Ayda 2 milyon lira zarar var. 300 bin lira gelir var. Toplamda 100 milyon lira zarar etmişler. Bir yazar bir adamını koymuş, bir bürokrat kendi yakınını koymuş. Devlet her ay 1 milyon 700 bin lira para gönderiyor. Kanalda 210 kişi var, o kanal 120 kişi ile yapılır. Başladığım gün 65 kişi gönderdim. Her biri bir bürokratın yakını, bir milletvekilinin yakını... Kıyamet koptu. Benim 20 yıldır tanıdığım, çocuklarımdan daha çok gördüğüm arkadaşlarım program yapıyorlar. Türkiye rayicinin üzerinde para alıyorlar. Ayda 4 programa 4 bin lira alınır. Bunlar 7 bin 500 lira alıyor. Onlara büyük zarar olduğunu, maaşlarının yüksek olduğunu anlattım. "Devletin parasını size fazla veriyorlar, arkadaşım da olsanız ben bunu yapamam" dedim. "Bunu kabul etmiyoruz, programı iptal ediyoruz, geri almasını da biliriz" dediler. 10 gün içinde iktidarı ayağa kaldırdılar. Tüm İslamcı mahalle bana düşman oldu.

- BÜTÜN mahallede bir kişi bile çıkıp "Sen adil olanı" yaptın demiyor. Bir gün makamımda oturuyorum, çok düzgün, çok halim-selim bildiğimiz dindar iş adamı beni aradı. Sonunda biri çıktı sordu bana. Durumu anlattım. "Babanın parasını mı veriyorsun Allah aşkına" dedi. O cümle var ya... Meğer inanç insanlara ahlak vermiyormuş. Bunlar imkansızlıklarından dolayı dürüstmüşler. O gün İslamcılık bitti benim için. Amaç biz iktidara gelelim, biraz da biz yiyelimmiş.


Levent Gültekin, şimdilerde diken.com.tr'de yazılar yazıyor. Levent Gültekin, Ruşen Çakır'ın Medyascope sitesinde de gündemi değerlendirdiği programlar yapıyor. Ayrıca Levent Gültekin, 2015 yılında Şatafatlı Mağlubiyet: İslamcıların İktidarla İmtihanı isimli bir kitap yazdı. Levent Gültekin, bu kitabında İslamcıların iktidar dönemini anlatıyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınız editör onayından sonra gösterilecektir.

Son haber videoları