21 Şubat 2012 Salı

Ruşen Çakır Habertürk'te MİT krizini yorumladı

Gazeteci Ruşen Çakır, MİT yetkililerinin ifadeye çağrılmasıyla başlayan krizi Medya Kritik'te değerlendirdi.

Pelin Çift'in sunduğu Medya Kritik programının bugünkü konuğu Vatan gazetesi yazarı, gazeteci Ruşen Çakır'dı.

Çakır, MİT görevlilerinin ifadeye çağrılmasıyla başlayan krizi ve 'AK Parti - Cemaat krizi'ni yorumladı. Çakır, MİT krizinin ardından gündeme gelen 'AK Parti - Gülen Hareketi çekişmesi' için de çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ruşen Çakır AK Parti ile Gülen Hareketi arasındaki yakınlaşmanın hızlanmasını 27 Nisan muhtırasına bağlarken, "Yaşar Büyükanıt büyük bir iş başardı" dedi.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasının savcının tek başına yaptığı bir hata olarak adlandırılamayacağını belirten Ruşen Çakır, "Gülen Hareketi'nin geçmişine baktığımızda görmediğimiz türden bir hatadır bu" dedi.

Çakır ayrıca AK Parti ile Gülen Hareketi arasında dış politika konularında da farklı görüşler olduğunun bilindiğini, özellikle Suriye ve İran konularında iki yapının da farklı düşündüklerinin altını çizdi.


video




Vatan Gazetesi yazarı, gazeteci Ruşen Çakır'ın, Medya Kritik'te yaptığı açıklamalardan satır başları şu şekilde;

"MİT MÜSTEŞARINA YAPILMIŞ HAMLE SİYASİ İKTİDARA YAPILMIŞ BİR HAMLEDİR"
Başbakan'ın dünkü konuşmasında öne çıkarmak istediği asıl unsur 'kavga yok, kriz beklemeyin'di ama asıl cümle "Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz"di. Başbakan'ın bu cümlesi açıkca şunu söylüyordu, MİT Müsteşarı'na yapılan bu hamle esas olarak siyasi iktidara yapılmış bir hamledir. Yani bu olay aslında adliye ile MİT arasındaki bir çekişme değil, adliye içindeki bir grup, bir yapı ya da bir çevreyledir.

'7 ŞUBAT MÜDAHALESİ'
Aslında iktidar da biliyor ki savcılar KCK içindeki MİT üyelerini değil PKK ile yapılan görüşmeleri yani Oslo görüşmelerini sorgulamak istedi. Hepimiz biliyoruz ki hiçbir devlet görevlisi böyle bir işe, yani Oslo görüşmelerine tek başına karar vermez, tek başına bu görüşmeleri yapmaz. Siyasi bir irade lazımdır, ki bu da vardı. Savcıların bu hamlesi de dolayısıyla siyasi irade üzerinde yeni bir vesayet olarak okundu.

Birkaç gündür basında yer alan yazılarda; hükümete yakın yazarların yaşananları milli irade üzerinde yeni bir vesayet arayışı olarak okuduğu gördük. Hatta buna '7 Şubat müdahalesi' dediler.

MİT'e yapılan operasyon bir süreçtir. Dünden bugüne hemen gelinmedi. Özel Yetkili Mahkemeler bir çok şey yaptılar. Bunlardan biri Ahmet Şık-Nedim Şener'in tutuklanmasıdır, bir diğeri Türkan Saylan olayıdır, bir diğeri ise Büşra Ersanlı - Ragıp Zarakolu olayıdır. Bunları görmeden bu süreci okuyamazsınız.

"27 NİSAN AK PARTİ İLE GÜLEN HAREKETİNİN YAKINLAŞMASINI HIZLANDIRDI"
Benim iddiama göre 27 Nisan Muhtırası'yla beraber Gülen Hareketi ile AK Parti arasında yakınlaşma hızlandı. Geçmişten gelen bazı sorunları ve TSK'nın gücü nedeniyle bu birleşme yaşanmamıştı. Yaşar Büyükanıt büyük bir başarı ile 27 Nisan'da bu iki gurubu birleştirdi. Seçim döneminde böylece AK Parti hareketine oksijen pompalandı.

Seçim döneminden sonra Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, bunun böyle gitmeyeceğini bilerek askeri vesayetin üzerine gitti. Ergenekon ve Balyoz süreci ile de tüm bunlar yapıldı. Bir yerden sonra, Özel'in Genelkurmay Başkanı olması ile de gördük ki Türkiye'de artık askeri vesayetin esamesi okunmuyor.

"İKİ ANA GÜÇ ARASINDA ÇEKİŞME BAŞLADI"
Bundan sonra iktidarın birçok bileşeninden iki ana güç arasında bir çekişme başladı. Çünkü Türkiye çok büyük bir ülke, çok büyük imkanlar ve fırsatları var. Jeopolitik olarak çok önemli bir ülke. Bunun dış boyutları da var, İran gibi Suriye gibi. Öteden beri hükümetle bu çevre arasında Suriye ve İran konusunda farklı bakış açısı var. Görüyoruz ki gittikçe de bu farklılık artıyor.

Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen arasında çok büyük farklılıklar var. Tabii ki ikisi de dindardır ama geçmişlerine baktığımızda büyük farklılıklar görürüz. Bu farklılıkların tekrar su yüzüne çıkmaya başladığını söyleyebiliriz. Bu son olayda da bardak taştı.

"GÜLEN HAREKETİNİN GEÇMİŞİNDE GÖRMEDİĞİMİZ TÜRDEN BİR HATA"
MİT Müsteşarını ifadeye çağırmak çok büyük bir hataydı. Zaten son yapılan açıklamalara baktığımızda hata olduğunu görmeye başladıklarını da görüyoruz. Ama Gülen Hareketi'nin geçmişine baktığımızda görmediğimiz türden bir hatadır bu. Son yaşadığımız kriz tek başına bir savcının yaptığı hata olsaydı ne medya bu olayla bu kadar uğraşırdı ne bu olay bu kadar büyürdü. Bu hatanın bu zamanda yapılması çok şaşırtıcı. Çünkü şunu herkes biliyor ki, Hakan Fidan bugün hem Cumhurbaşkanının hem de Başbakanın gözbebeği.

HABERTURK.COM

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınız editör onayından sonra gösterilecektir.

Son haber videoları